Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Tövbe (tevbe) nasıl yapılır?

Dini Sorular icinde Tövbe (tevbe) nasıl yapılır? konusu , Bir sürü günahım var ben affolunur muyum diyenlere tevbe kapısının ölüm anına kadar açık oldugunu işaret eden bu konuyu izahlarıyla anlatmak istedim. Tevbe; dönmek, pişman olmak demektir. Yani, İslam dininin ...

  1. #1
    Status : nafiyes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jul 2009
    Mesajlar: 54
    nafiyes seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Tövbe (tevbe) nasıl yapılır?



    Bir sürü günahım var ben affolunur muyum diyenlere tevbe kapısının ölüm anına kadar açık oldugunu işaret eden bu konuyu izahlarıyla anlatmak istedim.

    Tevbe; dönmek, pişman olmak demektir. Yani, İslam dininin emir ve hükümleri dahilinde, haram ve yasak olan şeyleri terk edip, helâl ve mübah olan şeyleri yapmak demektir.


    Kulun işlediği günahlardan dönerek tevbe etmesi ve Allah-u Zülcelâl tarafından af ve mağfiret edilmesi, dil ile kalbin birlikte pişmanlık duyarak tevbe etmesine bağlıdır. Sadece diliyle tevbe edip, kalbinde günahına devam etme yönünde bir meyil olursa bu tevbe yalancıların tövbesi olur ki; Allah-u Zülcelâl'in bu şekilde yapılan tevbeleri kabul etmesi mümkün değildir.

    Tevbe; hem dil ile hem de kalp ile yapıldığı zaman ve bunun yanında daha önceden yapılmış günahlara düşmemeye azmedilmesi, tevbe eden kişinin tevbesinin kabul olunmasının en büyük alâmetlerindendir.

    Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur;
    "Ey iman edenler! Hepiniz toptan Allah'a tevbe ediniz, umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Nur; 31) Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyrulmuştur ; “O (Allah) kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini bağışlayandır.” (Şûra; 25)

    Allah-u Zülcelal, günahkar kulunun tövbesini kabul etmekten öte bundan memnun olur, sevinç duyar. Allah-u Zülcelal'in tevbe edenler için sevinmesi, çölde yiyeceğini ve bineğini kaybeden kimsenin onları bulmasından dolayı sevinmesinden daha fazladır.

    Tevbe, bir sabun gibidir. Sahibini günahların kirlerinden temizlemek suretiyle tertemiz yapar. Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede: “ . Tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra doğru yola giden kimseyi bağışlarım” ( Taha; 82) buyurmuştur.

    Bir kimse; Günahların çirkinliğini ve sonunun ateş olduğunu bilir, Allah-u Zülcelal'in azabına karşı kendi acizliğini hatırlarsa, günahlardan kendisini muhafaza etmeye gayret eder ve hemen tevbeye sarılır.

    Hiç kimse nefsinin hilelerinden emin olup tevbeyi terk etmemelidir. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede; “Fakat, insan ileriye doğru daima kötülük yapmak ister.” (Kıyame; 5) buyurmuştur. Onun için insan daima kendisini kontrol altında tutmalı, daima tevbe üzerinde bulunmalıdır.

    Peygamber Efendimiz (sav)'de bir hadis-i şeriflerinde; “Her kim, tevbe etmeye devam ederse, Allah da onun sıkıntısını neşeye çevirir, darlığına bir çıkış yolu bulur ve ummadığı bir yerden onu rızıklandırır.” (Buhari Tirmizi) buyurmuştur.

    Tövbe üç çeşittir:

    1 - Avamın tövbesi; Bunlar Allah-u Zülcelal'e karşı yapmış oldukları günahlardan dolayı tövbe ederler.

    2 - Havasların tövbesi; Bunlar Allah-u Zülcelal'den bir an dahi gafil kalmalarından dolayı tövbe ederler.

    3 - Havas'ül Havasların tövbesi; Bunlarda yapmış oldukları taat ve ibadetlerin Allah-u Zülcelal'in şanına layık olmadığı düşüncesi ile taat ve ibadetlerinden dolayı tövbe ederler.



    Tevbe, bütün müminlere farzdır . İnsan tövbe ettikten sonra kendisini bütün hata ve günahlardan uzak tutmaya gayret etmelidir.

    Bu nedenle Hz. Ali (ra) demiştir ki: “Tevbe etmek farzdır. Fakat tövbe etmeyi gerektiren şeyleri terk etmek ondan önce farzdır.”

    tavsiye edilen tevbe şekli
    Tevbe-i nasuh , insanın hem zâhirî, hem de bâtınî olarak tevbe etmesidir. Gizli ve aşikâr, sahibi üzerinde günahların iz ve tesirlerinden bir iz ve leke kalmamasıdır. Tevbe-i nasuh yapmak kime nasip olursa dünya ve ahirette bahtiyar olur.

    Allah-u Zülcelâl tevbe-i nasuh hakkında şöyle buyurmuştur; " Ey iman edenler! Tam doğru ve temiz (bir) kalple sahih bir tevbe ile (bir daha günaha dönmemek şartıyla) Allah'a tevbe edin. Böyle yaptığınız takdirde olur ki, Rabbiniz günahlarınızı örter. Sizi, altından ırmaklar akan cennetlerine kor." (Tahrim; 8)

    İşte bu öyle bir tevbedir ki, insanı günahına rağmen cennete sevkeder. Nasuh tevbesi ile tevbekâr olan kimsede ne açık, ne de gizli günahtan eser kalmaz. Samimi bir şekilde tevbe eden hep Hak ile meşgul olduğu için nasıl akşamladığına ve sabahladığına aldırış etmez.

    Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede; “ . Tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra doğru yola giden kimseyi bağışlarım” [Taha; 82] buyurmuştur.


    Tevbenin kabul olmasına ilişkin birçok alâmet vardır. Abdulkadir Geylani (K.S) şöyle buyurmuştur: "Tevbe edenin tevbesinin kabul olduğu şu dört alâmet ile belli olur:

    1- Dilini boş ve lüzumsuz sözden; yalan, gıybet ve nemimeden (laf taşımaktan) korumasıyla.
    2- Kalbinde herhangi bir kimse için kin, çekememezlik görülmemesiyle.
    3- Kötü arkadaşlardan ve yaramaz kimselerden uzaklaşmasıyla.
    4- Tevbe eden, Allah-u Zülcelal'e taat yapmaya gayret ederek, günahlarına pişmanlıkla istiğfar edip, ölüme daima hazır bulunup, onun için hazırlanmasıyla.


    ölüm gelmedikçe tevbe kapısı açıktır.
    fakat ölüm esnasında işbitmiştir. hakikat kapıları açılıp gözler görmeye başladımı iş bitmiştir.
    İbn Abbas şöyle anlatıyor: Ensar'dan bir zat müslüman olmuştu, sonra tekrar irtidat edip müşriklerin yanına gitti. Bilahere yaptığından pişman olup, kabilesine:

    "Resulullah (S.A.V) 'e sorun, benim için tevbe imkânı var mı?" diye haber saldı. Kavmi de Resulullah (S.A.V)'e gelerek: "Onun için tevbe etme şansı var mı?" diye sordular.

    Bunun üzerine şu âyet indi: "İnandıktan, Peygamberin hak olduğuna şehâdet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkâr eden bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimleri doğru yola eriştirmez. İşte bunların cezası, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lânetine uğramalarıdır. Orada temellidirler; onlardan azâb hafifletilmez; onların azabı geciktirilmez. Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnâdır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder." (Âl-i İmrân; 86-89)

    Hz. Peygamber (S.A.V) bu ayeti ona gönderdi. O da müslüman oldu." (Nesai)

    Unutmamamız lazımdır ki;

    Gerçekten Allah çokça tevbe edenleri ve güzelce temizlenenleri sever.” (Bakara 222) Onun için kendimizi tevbeden mahrum etmememiz lazımdır.

    Allah-u Zülcelal hepimize hakiki bir şekilde samimi bir kalple tevbe etmeyi nasip etsin.

    Gözyaşlarıyla gittiğimiz, ellerimizi actığımız

    ''RABBİM BİZLERİ AFFET''

    DİYE YALVARDIĞIMIZ tövbelerimizi kabul etsin. Aynı hataları bir kez daha yapmamıza fırsat vermesin

    Amin.


  2. #2
    Status : Fatıma Nur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jul 2009
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sükut
    Mesajlar: 3.363
    Fatıma Nur seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    . Tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra doğru yola giden kimseyi bağışlarım” ( Taha; 82


    emeğinize sağlık inş
    Seni bulan neyi kaybeder?
    Seni kaybeden neyi bulur?

  3. #3
    Status : nafiyes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jul 2009
    Mesajlar: 54
    nafiyes seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Teşekkür ederim


  4. #4
    Status : aysima isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Dec 2008
    Bulunduğu yer: konya
    Mesajlar: 132
    aysima seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Allah-u Zülcelal hepimize hakiki bir şekilde samimi bir kalple tevbe etmeyi nasip etsin.

    Gözyaşlarıyla gittiğimiz, ellerimizi actığımız


    ''RABBİM BİZLERİ AFFET''

    DİYE YALVARDIĞIMIZ tövbelerimizi kabul etsin. Aynı hataları bir kez daha yapmamıza fırsat vermesin

    Amin.


    rabbim razı olsun inş

  5. #5
    Status : Serra_Nur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Nov 2008
    Mesajlar: 2.804
    Serra_Nur seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0



    ''RABBİM BİZLERİ AFFET''

    DİYE YALVARDIĞIMIZ tövbelerimizi kabul etsin. Aynı hataları bir kez daha yapmamıza fırsat vermesin

    Amin. [/SIZE][/FONT][/QUOTE]

    Amin Amin Allah(c.c) razı olsun
    Sizdeki Gençlik Katiyyen Gidecek.

    Eğer Siz Daire-i meşruada kalmazsanız o gençlik zayi olup

    başımıza hem dünyada hem kabirde hem ahirette kendi

    lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek.

    Eğer Terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir

    şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz

    o gençlik manen baki kalacak ve ebedi bir gençlik

    kazanmasına sebep olacak.

    Üstad Said Nursi(r.a)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok



SEO by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.