Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Risale-i nur-Sözler-Birinci söz açıklaması

Genel icinde Risale-i nur-Sözler-Birinci söz açıklaması konusu , Aşağıdaki bölümde Risal -i nur külliyatının Sözler eserinden birinci sözün kolay bir şekilde anlaşılması için elimden geldiğince Osmanlıca lügat terimleri açıklamaya çalışarak yazdım genel olarakta açıklama yaparak bu bölümü sonuçlandırdım ...

  1. #1
    Status : hayırhah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jul 2008
    Mesajlar: 550
    hayırhah seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Risale-i nur-Sözler-Birinci söz açıklaması



    Aşağıdaki bölümde Risal -i nur külliyatının Sözler eserinden birinci sözün kolay bir şekilde anlaşılması için elimden geldiğince Osmanlıca lügat terimleri açıklamaya çalışarak yazdımgenel olarakta açıklama yaparak bu bölümü sonuçlandırdım . Gayem bu bölümün olmasını çok isteyen kardeşlerime yardımcı olmak, okumayı isteyipte başlangıçta anlamakta zorlanan kardeşlerimizin bu güzel nur kaynağından vazgeçmeden, geç kalmadan veya ertelemeden biran önce okumalaranı sağlamaktır.inş gayemizde daim ve başarılı oluruz. açıklamalı derslerimiz bundan sonrada bu şekilde devam eder inş.mütala etmek isteyen veya sorusu olan kardeşlerimiz için istekleri elimizden geldiğince cevaplamaya çalışırızselametle




    Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:


    Her hayırlı işin başında ‘Bismillah’ yani Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı vardırbizler yani Allah’ı tek yaratıcı olduğunu bilip peygamberi Hz Muhammed Mustafa (sav) olduğuna inanıp iman eden müslümanlarda her işe ‘Bismillah’ ile başlar başlamalıdırBu mübarek kelime İslâm nişanı olmakla beraber bütün varlıkların her hallerinde sürekli zikir ettiği mübarek kelimedir.’Bismillah’ güçü asla tükenmeyecek kuvvet,berekettirbunu daha iyi anlamak istersen şu temsili hikayeciğe bak ve dinle…şöyle ki:


    . Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.


    Göçebe olup Arap çöllerinde seyahat eden bir adam yolunu kesen haydutların kötülüklerinden kurtulması,ihtiyacını tedarik edebilmesi için bir kabile reisinin ismini alması gerekir…yoksa tek başına sayısız düşmana karşı yenik düşüp ihtiyaçlarını karşılayamadığı takdirde perişan olacaktır…


    İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi; diğeri mağrur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Şakî def' olur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

    İşte böyle bir gezi için iki adam çöle çıkıp gidiyorlar…bunlardan birisi mütevazi yani gururlu olmayan,alçak gönüllü,kendi acizliğini,muhtaç olduğunu bilen diğeri ise mağrur yani boş bir şeye şeye güvenen,fani ve faydasız şeylere güvenip kendini aldatan kibirli biriydimütevazi kabile reisinin adını aldı mağrur olan almadımütevazi olanı her yerde tehlikelerden uzak selametli şekilde gezdibir hayduta veya eşkıyaya rast gelse der:ben falan reisin ismiyle gezerimhaydut kaybolup giderdibir çadıra girse o namı ile hürmet görür.öteki mağrur ise seyahati boyunca öyle belalar çekerki,tarif edilemez şekilde.daima titrer ve daima dilencilik ederdi.hem hor görüldü hem rezil oldu


    İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir, şu sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.


    İşte ey mağrur nefsim sen o seyyahsın…şu dünya ise bir çöldür…kuvvetsizliğin beceriksizliğin güçsüzlüğün ve ihtiyaçların,muhtaç oldukların,düşmanların hesapsız sayısız sınırsızdır.Madem öyledir:şu sahranın,dünya’nın ebedi sahibi olan , varlığının başlangıcı olmayan her şeye hükmeden Allah’ın ismini al…al ki bütün kainatın dilenciliğinden yeni çıkacak her türlü hadiselerinden titremeden kurtulabilesin…

    Evet, bu kelime öyle mübârek bir defînedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabt edip, Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun nâmına, devlet nâmına der. Her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

    Evet bu kelime öyle mübarek o kadar değerlidirki senin her türlü ihtiyacını karşılayıp nizama intizama koyduğu gibi güçsüzlüğün,kudretsizliğin halinde çok merhametli ve her şeye güçü yeten Allah’ın karşısında dahi affedilmene vesile olur.evet bu kelime ile hareket eden her işi kolaylıkla yapıp her şeye dayanır

    Başta demiştik: "Bütün mevcudât lisân-ı hal ile, "Bismillâh" der." Öyle mi?

    En başta söylemiştik varlıkların her hali Allah’ın adıyla zikrederÖyle mi?

    Evet. Nasıl ki, görsen; bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi nâmiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet nâmına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.


    Görsen ki bir adam gücüyle kuvvetiyle çok başarılı oldu bütün insanları istediği yere getirdi gönderdi sevketti kesin olarak bil ki bu adam kendi gücüyle hareket etmiyor.
    O aciz olan bir askerdir.devlet namına hareket ederve ona güç veren güçlü olmasına sebep olan Padişahtır.

    Öyle de, her şey Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç "Bismillâh" der; hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

    Her şey Allah’ın adını zikreder.çok küçük parcacıklar,tohumlar,çekirdekler güzel olanın ismini zikrettiklerinden başlarında koca ağaçları taşıyor,dağ gibi ağır olan yükleri kaldırıyordemek ki her bir ağaç zikredip ‘Bismillah’ diyor ve rahmet hazinesinin meyvelerinden doldurup bizlere takdim ediyor.

    Her bir bostan, "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.

    Ağacı yeşilliği bol olan yerler ‘Bismillah’ der,Cenab-ı Allah’ın kudret ve kuvvetiyle bağ bahçe bostan gibi yerlerde pişmiş gibi lezzeti olan yerlerden bir kazan olur ki, çeşit çeşit yemek içinde beraber pişiriliyor…

    Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlarHer bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan taş ve toprağı deler, geçer. "Allah nâmına, Rahmân nâmına" der; her şey ona musahhar olur

    Her bir inek,deve,koyun,keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der,Allah’ın rahmet ve bereketinden dolayı süt çeşmesi oluşur.bütün yaratılmışların rızkını veren Allah’ın namına en güzel,en temiz,ebedi hayata sebep olan hayat suyu gibi gıdayı bize sunuyorlarher topraktan yetişenin ipek gibi yumuşak kök ve damarları ‘Bismillah’ der,sert olan taş ve toprağı deler geçer.’Allah namına,Rahman namına’ der ve her şey ona hizmet etmiş olur.

    Evet, havada dalların intişârı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişâr etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor. Ve diyor ki: "En güvendiğin salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibyumuşak damarlar, birer asâ-i Mûsâ (a.s.) gibi, -1- emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrâhim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı, -2- âyetini okuyorlar."


    Havada dalların yayılması,büyümesi,üremesi meyve vermesi gibi sert taş ve toprağın kolaylıkla yayılması ve yer altından yemiş vermesi şiddetli sıcağa karşı nezaketli zarif hoş kalabilmesi Musa’nın asası gibi (‘’Asanı taşa vur!’’ dedik.(Bakara süresi:60)) buyruğuna uyulmasıyla mümkün olur.ve ince nazik yapraklar,ibrahim’in (a.s) vucud organlarından saçan ateş gibi hararetli olan sıcaklığa karşı ‘’Ey ateş İbrahim (a.s) için serin ve selametli ol(Enbiya süresi 69)’’kimsenin inkar edemeyeceği açık delil olan ayetini okuyorlar.

    Mâdem herşey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.

    Medemki her şey mana cihetiyle,ruhça ‘Bismillah’ diyor,Allah’ın namına Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyor o zaman bizde ‘Bismillah’ demeliyiz.Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız ve Allah’ı unutan insanlardan olmamalıyız.

    Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?

    Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.
    Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.
    Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.
    Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.

    Sual:yiyecek sunan,takdim eden insanlara bir fiyat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor…

    Elcevap:gerçek nimet verici olan Allah bizden,kıymetli nimetlere karşılık istediği fiat üç şeydir.

    Birincisi zikir.Bize bu nimetleri bahşedeni anmak.Başta ‘Bismillah’ zikirdir.

    İkincisi şükür.bize bu nimetleri sunana memnunluk göstermek,memnun olmak.her verilen nimetin sonunda ‘Elhamdulillah ‘demek şükürdür.

    Üçüncüsü fikir.bize bu nimetleri vereni düşünmek,akıl etmek.Kainatta yaratılan kıymetli sanat harikası nimetlerin,her şey kendisine muhtaç olduğu halde kendisi hiçbirşeye muhtaç olmayan ve birliği her bir şeye tecelli edenin kudret mucizesi,Rahmet-i ilahinin bir hediyesi olduğunu düşünmek ve anlamaktır fikir.

    Bir padişahın kıymetli bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp,asıl hediye sahibini tanımamak ne derece ahmaklık düşüncesizlik ise ,hakiki nimet vermeyeni övüp sevmek gerçek nimet veren Allah’ı unutmak ;ondan bin derece daha düşüncesizliktir.

    Ey nefis böyle ahmak olmamak istersen;Allah namına ver…Allah namına al…Allah namına başla…Allah namına işle…işte o kadarbitti


    GENEL AÇIKLAMA: Euzubillahiminesseytanirracim bismillahirrahmanirrahim.

    ÜSTAD Bediüzzaman Said Nursi bizlere Yer ve gökyüzünün canlı cansız varlıkların kısacası tüm kainatın sahibi olduğu ALLAH’ın varlığını,gücünü büyüklüğünü o kadar güzel ifade etmişki…dile getirmiş olduğu her cümle dahi okudukça Allah’ın varlığını kıymettar şekilde zikrediyor….

    Her şeyin sahibi olan ALLAH’ı anmak hatırlamak O’nun güzel ismini her işimizde söylemek bizim hayatımızı oldukça huzurlu kılacaktır. Dünyevi duygulardan arındırıp gerçek hayata bizi hazırlanmak gayesine koyacaktır.buradaki hikayecikte bahsedilen iki adam birini vicdanımz diğerini nefsimiz olarak düşünürsek vicdanımızın sesini dinleyipte bizi Yaratan’ı anmanın faydasını attığımız her adımda göreceğimizi,nefsimizin sesini dinlediğimizde bizi yaratan’ı unutup ne kadar felakete sürüklenebileceğimizi bir an düşünmek bile her şeyi açıklamazmı…işte kardeşlerim nefsimize yenik düşmeden her an Bismillah diyelimyer gök bu güzel mübarek kelimeyi zikrederken bizlere rahmetini ve bereketini esirgemeyen Rab’bimiz için Bismillah demek gerekmezmihem düşünün Bismillah derken dahi faidesi bizim için oluyorherşeyden münezzeh olan Rab’bimizin buna ihtiyacı yokken bizler için bunu sunması dahi O’nun rahmetinden başka neyi olabilirki…bütün bu güzellikleri bize sunan Rab’mizin bizden istediklerini yapmak sadece bizi bataklığa sürükleyen nefsimizle mücadele etmekten geçiyor…bataklığa sürüklenmek istemiyorsak Allah’ın adını her daim hatırlayıp nefsimizi terbiye edelim

    Bismillah demenin faydalarını dile getirmek istesek gücümüz yetmez nitekim Üstad burada bunu o kadar güzel ifade etmişkitoprak zikreder bereketlenir,küçücük tohumlar zikreder kocaman yükleri taşıyan ağaç olur,hayvanlar zikreder süt çeşmesi oluşur….sayılamayacak kadar çok olan bu ve buna benzer misallerle kudreti büyük olan Rab’bimizin adını anmak bizim hem bu dünyamızı hem diğer dünyamızı kurtaracak kadar büyüktür…bu dünyanı huzurlu kılıp seni her türlü kötülükten korurken diğer dünyadada Rahmeti merhameti çok büyük olan Rab’bimizin karşısında şefaatlik eder…vesselam
    Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.Ankebût 11

  2. #2
    Status : Nusret isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2008
    Mesajlar: 379
    Nusret seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Yararlı paylaşım için Allah razı olsun.güzel paylaşımın devamı da gelir inş.selam ve dua ile
    Beşeriyetin derdine,dermandır Kur'an.Onsuz canavardan daha beterdir insan.

  3. #3
    Emektar
    Status : Gül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2008
    Bulunduğu yer: Yokluk Aleminden
    Mesajlar: 2.373
    Gül seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    toprak zikreder bereketlenir,küçücük tohumlar zikreder kocaman yükleri taşıyan ağaç olur,hayvanlar zikreder süt çeşmesi oluşur….sayılamayacak kadar çok olan bu ve buna benzer misallerle kudreti büyük olan Rab’bimizin adını anmak bizim hem bu dünyamızı hem diğer dünyamızı kurtaracak kadar büyüktür…bu dünyanı huzurlu kılıp seni her türlü kötülükten korurken diğer dünyadada Rahmeti merhameti çok büyük olan Rab’bimizin karşısında şefaatlik eder…

    .



    .

    Allah razı olsun

  4. #4
    Status : Vefa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jul 2008
    Mesajlar: 298
    Vefa seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0



    nebatat, eşcar,hayvanat hep birden vazifelerini yaparak bismillah diyorlar madem biz neden duruyoruz
    bismillahirrahmanirrahim
    RAHMAN VE RAHİM olan Allah'ın adıyla hepinize selamlar.
    [SIGPIC][/SIGPIC]

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok



SEO by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.