EBU TALİB’İ TANIYALIM


Kur'an-ı Kerim, kişinin kurtuluşa erebilmesi, dünya ve ahiret saadetine nail olabilmesi için, mihenk taşı sayı­labilecek iki önemli ölçü belirtmiştir. Bunlardan biri i-man, diğeri ise salih ameldir. Nitekim bu iki şartı da de­ğerli insan Ebu Talib'in yaşam tarzında müşahede etmek­teyiz. Bu ilahi formüller gereği, Ebu Talib'in kurtuluşa erenlerin en eskilerinden olduğu bilinmektedir. Tek tek ele alacağımız Ebu Talib'in şiirleri, Peygamber (s.a.a) e karşı davranış biçimi, Kureyş ve Beni Haşim büyüklerine yazmış olduğu vasiyeti, Peygamber (s.a.a) in ona karşı beslediği sonsuz sevgi gibi, konular ile hazretin yüce ma­kamını çeşitli yönleriyle göstermeye çalışacağız, inş
Her biri kendi kategorisinde incelenecek olan bu konu­ların, Ebu Talib'in samimi bir şekilde her ortam ve şart­larda Peygamber (s.a.a)i himayeti altına aldığı ve müşrik­lere karşı onu ve dini savunması gibi, kendisinin imanlı bir biçimde salihane hareket ettiğini şüphe bırakmaz bir zihniyete dönüştüreceğini umut ediyoruz. Bunun dışında Ehl-i beyt (a.s)in E^bu Talib'in imanını tasdik eden sözle­rine de gücümüz miktarınca değinmeye gayret gösterece­ğiz.

Ebu Talib'in Şiirleri:

Ebu Talib'in imanını gösteren şiirleri oldukça fazladır. Bunlardan, yazmış olduğu bir şii­ri şöyledir:

Varsın bilsin ki En iyi insan Muhammed'dir.
Musa ve Meryem oğlu İsa için halef, Muhammed'dir.
Yemin olsun ki Muhammed 'in dini!
Din cihetinden en iyi dinlerdendir.
Nebidir ki, rabbinden vahiy ile donanmış,
Aksini iddia eden kör pişmanlığına kapılmış.
Bilmez misin bulmuşum ben o Resulü Muhammed'i.
Ki, her kitabın hattı evvelidir, tıpkı Musa gibi


Ebu Talib'in Peygamber (s.a.a)e karşı tutumu:

Ebu Talib'in Resullullah (s.a.a)'a olan sevgisi ve nü­büvvetlerine olan inancı, tarihi gerçeklerin yansıması ile aşikâr bir hale gelmiştir. Şam yolculuğunda karşılaştıkları rahip Bahira karşısında sergiledikleri endişesi, risalet gö­revi ile kendisine tebliğ edilen Ebu Talib'in Peygamber (s.a.a) ile bu konuyu konuşan ve kabul edenlerin ilklerin­den oldukları, "Yevmul dar" (akrabaları İslam dinine da­vet için Peygamber (s.a.a) efendimiz tarafından tertiple­nen ailesel toplantı) günü göstermiş olduğu fedakârlıklar, Necaşi'ye yazmış olduğu mektuplar ile vermiş olduğu mesaj, tarihi delillerden ki; Ebu Talib nedenli Peygam-ber'i (s.a.a) sevip saymakta ve ona itaat etmekte idi. Ay­rıca "Zaberi"olayında Peygamber (s.a.a)'i gördüklerin­de göz yaşlarına boğulmaları, İslam öğreticisi Resullullah (s.a.a)'ın ve sahabelerinin "Sahife"olayından sonra acı dolu zahmetlerini göğüsleyerek yıllarca Şıb-i Ebu Talib'te kucak açıp barındıran yine o idi.

Ebu Talib'in Kureyş ve Beni Haşim'in ileri gelenlerine hitap eden vasiyeti:
Bu vasiyetlerinde Peygamber (s.a.a)e itaatte bulunma­yı tavsiye etmekte Hz. Resullullah (s.a.a)ı emin ve sadık olarak isimlendirmektedir. Ayrıca kurtuluş ve saadet yo­lunun onun yolu olduğunu da açık bir dille yazmıştır. Kureyş'in kabile reisleri ve ulularına şöyle seslenmekte­dir; "Muhammed 'e itaat ediniz, zira o emin ve doğru olanınızdır." Beni Haşim'e hitaben ise şöyle yazmışlar­dır: "Eğer Muhammed'e itaat eder, emri altına girerse­niz ve ona yardım hususunda birleşirseniz, kurtuluşa erersiniz"
Yine aynı samimiyetini gösteren bir olayı ise şudur: Resullullah (s.a.a) ve imam Ali (a.s)'yi namaz kılarken görür ve oğlu Cafer'i de onlara katılması ve namaza dur­ması için yanlarına gönderir. Allah'a ve Resulüne (s.a.a) iman ettiğini babasına izhar eden imam Ali (a.s)'ye Ebu talip şöyle cevap vermiştir. "Amcanın oğlu seni hayırdan başka hiçbir şeye sevk etmez, ona itaatte bulun. "



Peygamber (s.a.a)'in Ebu Talib'e duyduğu sonsuz sevgi:
Peygamber (s.a.a)in herhangi birine karşı muhabbet beslemesi, onun mü'min olduğunun bir göstergesidir. Çünkü: Kur'ân-ı Kerim müşrikleri sevmek ve onlara ya­kınlık duymayı yasaklamıştır.
Ama Allah Resul (s.a.a)'ünün Ebu Talib'i sevdiği ve her fırsatta bu sevgisini dile getirdiği, tarihte sayısız rivayet ve olaylarla aktarıla gelmiştir. Allah Resul (s.a.a)'ü Ebu Talib'in ölümüne son derece üzülmüş, ellerini soğuk cesedindeki nurani yanakları üzerine koymuş ve şöyle seslenmişlerdir: "Amcacığım! Allah sana ecir ve mükâfatta bulunsun, küçüklüğümde terbiyemi üstlendin. Kimsesiz bir yetim iken, başımı okşar, beni severdin. Büyütüp geliştirdikten sonra da hiçbir yardımını benden esirgemedin." Evet Resullullah (s.a.a) bu sözlerle biricik amcalarını ebedi yolculuğuna uğurlamış ve vefat ettiği yı­lı da "Hüzün yılı" olarak ilan etmişlerdir. Resullullah (s.a.a)m amcasına duyduğu sevgi öyle bir boyuta ulaşmış­tı ki; düşmanları dahi inkâr edememişlerdir. Lakin bir ta­kım çevreler bu sevgi ve muhabbete türlü türlü cilveler vererek ehemmiyetsiz göstermeye çalışmışlardır. İbni Hazm (ö. h.456) "el Fasl" adlı kitabın 123. sayfasında şöyle yazmıştır: "Resullullah (s.a.a)'ın bir kimseyi sev­mesi onun muhterem ve mü'min olduğunun kanıtı de­ğildir. Nitekim Peygamber (s.a.a)efendimiz bir müşrik olan amcası Ebu Talib'ide sevmekteydiler." Ne yazık ki insaftan mahrum insanların zihinleri böyle işliyor.