HATMEDE NELER OLUYOR
Bir sofi kardeşimiz anlatıyor;Memleketimizde kötürüm özürlü bir ağabeymiz vardı,o Kardeşimiz Gavsımıza (k.s.a) intisab etti ve değnekle hatmelerimize gelip katılmaya başladı,Okuma evimizde bir çekyat vardı,onu çekyata oturtuduk bizde halka yapar hatmeyi hacegan yapardık,Yine birgünhatme hacegan sonunda o ağabeymiz “Allah” deyip cezbeye geldi,hatme bitti baktık o ağabeymiz ayakta sapasağlam dikiliyor,hepimiz şaşırdık ve sorduk” abi neoldu sana ?”Anlattı:Hatmede birden bir elin ayaklarıma dokunduğunu hissettim ve gözlerimi açtım,gördümki 3 tane sarıklı sakallı zat bana dedilerki :“seni ameliyat yapacağız,sen şimdi gözlerini kapat” ben gözlerim kapattım o zatlar kendi aralarında bir şeyler Konuşuyorlar ve ellerini ayaklarıma sürerek bir şeyler yapıyorlardı,neyse hatme bitti baktım ayaklarımı hissediyorum dikildim ayağa ve bağırmışım “Allah “diye,Ve elhamdülillah sadatlar ağabeymizi ameliyat etmişler,bizde bu olayı gözümüzle şahit olduk Allah razı olsun…

Yine başka bir ağabeymiz anlatıyor:Birgün İstanbulda hatmeyi hacegana katılmıştım,ama biraz üzgün ve mahsun bir durumdaydım o gün ve imam estağfirullah deyince Sadatlar gözümdeki perdeyi kaldırdılar ; baktımki Halkanın ortasında bir taht tahtta Gavsisani hz.(ksa) ve sadatı kiram tek tek gelerek ellerindeki hediyeleri gavsımızın önüne bırakıyorlar jelatinli süslü kutularda,her kutuda bir hediye,sabır,hilm,zühd takva gibi ilaçlar gavsımız ksa hatme duası bitiminde bu hediyeleri sofilerin önüne koyuyor,tam benim önüme gelince “hepsini isterim” diye bağırmış sonrada bayılmışım diyor,sonrada hatme bitiminde sofiler bizi ayıltmışlar,şunada dikkat ettim hatme bitimindeki son estağfirullahtan sonra hemen gözünü açana mübarek hediye vermedi,en az 1-2 dk rabıta yapmak gerekiyor diye anlattı Allah razı olsun o kardeşimizden,vebu hatmedeki hediye olaylarını bizlerde çok defalar değişik şekillerde duymuştuk elhamdülillah,Çünki hatmeyi haceganın fazilet o kadar çokki anlatmakla bitmez elahmdülillah


Kurban biz ilerliyemiyoruz
Bir gün bir sofi Seyyid Abdulbaki Hz. lerine (k.s) dediki;
Kurban biz ilerleyemiyoruz, ne kadar zikir yapıyoruz vücudumuz uyanmıyor, gafletteyiz nasıl yapacağız ?

Seyyid Abdulbaki Hz. leri (k.s), bastonu koydu elini üzerine koydu, sofi dedi;

- Bir insan nazar ı haram yaparsa, ne kadar yaparsa ona fayda vermiyor.
- Dedi, bir insan, yirmi dört saat dünyayla meşgul olursa, alışveriş, insanlarla oturup kalkarsa, o insanın kalbi ne kadar zikir yaparsa fayda vermez.
- Bir insanın ailevi huzuru yoksa bu insanda ne kadar zikir yaparsa kalbine fayda vermez.
- Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur. İnsan bu dört şeyi yaparsa, ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda vermez. Terk ederse fayda verir.



Menzilde Bir Gün
Öğlenin sıcağı sabahın serinliğini almaya başladığında girersiniz menzil kavşağından.
Köyün girişinde bir biriyle yükseklikte yarışan iki minare selamlar sizi
Üçüncü minare tevazuyu temsil eder sonradan selam verir Sultan'ına gelen sofilere.
Arabadan indiğinizde sizin günahlarınıza kefaret gelecek sıcağını gönderir yüzünüze güneş.
Eğer içinizde yanıyorsa o güneş kadar, işte o zaman güneş size tesir edemez.
Zamanın mekanın sıcağın ehemmiyeti kalkar.
Öğleyi beklersiniz. Öğlen geldiğinde bir sevinç kuşağı kalbinize sarılır. Heycanı tadarsınız sıcağın altında.
Sultanı beklersiniz tüm heybetiyle. Sultan size sanki Asr-ı Saadeti hatırlatır.
Bazen Sultan Menzil'de yoksa halifesi gelir namazı kıldırmaya.
Gönül Sultan'ını beklerken halifesini gören kalp tekrar şahlanır. Halifede Sultan'ını görür sanki kalp.
Gönülden namaz kıldırışı insanı cezbeder. Ötelere dilbeste olur gönül. Yelken açar bilinmezliğe.
Geçmişini düşünür ne olacağını, neler yaptığını. Kayda değer bir şeyde bulamaz geçmişte.
Yazık bana der nasıl da dalıyoruz dünyaya.
Öğlen namazı bitince yeni bir heycan belirir kalbinde insanın. Markat yoluna çıkar kişi.
Sultanların yanına, büyüklerin yanına, Evlad-ı Rasula ve Sadat-ı Kirama.
İkindiye kadar dükkanlarda geçer hayat. Kimisi mübarek mescitte yatmaya gider.
İkindi olduğunda sevda yüreğine düşer sofinin.
Seydasına kavuşacağını haber alır bir kısmı. Bir kısmıda halifeyi bekler yine namazda.
Yol açıldığında yine ümitvari gözlerle bakar kapıya. Gözler hasret kaldığı sultanı görmeyi özler.
Kapıda ilk önce halifeler gözükür. Ağızlar kalplere dayalı cezbeye hazırdır artık.
Ne zaman görünürse Sultan sanki patlayacak bir bombayı andırır halleri.
Sofiler sağa ve sola yığıldığında kızıldenizi anımsatır. Sanki Musa asayı vurduda deniz yarıldı
Sultan da bu yoldan Musa timsali heybetle geçer halifelerden sonra.
Sultanın selam vermesiyle pimi çekilir sanki sofilerin. Hepsi olan gücüyle alır selamı.
Sultan geçtikten sonra arkadan firavunlar gelmesin dermişcesine kapanır bir birine insanlar. Açılmaz bir kilit olurlar sanki.
İkindi bittiğinde herkesin gözü ön saftadır. Davet var Hatme-i Hacegana. Hatme yapılır koca camide.
Hatme bitince Sultan'a koltuk hazırlar birisi.
Sultan elini verir sofilerine herkes eline kilitlenir Sultanın. Elini görür birtek gözler.
Eline sarılanlar hem öpüp hem koklamaya hemde yumuşaklığını hissetmeye çalışırlar.
Sultan kaşını bile çatmaz kimseye. Sultanın halinden anlayan vekiller ikaz gönderir kendini kaybeden sofilere.
Sonra Gavs'ın elinden nasibini alanlar camiden çıkarlar. Gavs yolculara tevbe vermektedir. Yorulma bilmez ellerini ipe dolar.
Sanki her söylediği tevbede bize bir nasihat verir. Söz alır sofilerden bir daha yapmayacaklarına dair yaptıkları hataları.
Akşam olduğunda artık dışarıda saf tutar cemaat. Öncelikle Sultan'ın geçeceği yere oturur sofiler.
Akşam ezanı bittiğinde herkes yavaş yavaş toplanır. Ve ayağa kalkar cemaat. Kapıdan Sultan'ın gelmesini beklerler.
Sultan gelirken sofiler yine kendinden geçer. Bir heybet görürler tam ihtişamıyla.
Serin havada kılınan namazda insanların duyguları değişir. Sanki dünyayı Menzil Köyü gibi görmeye başlar insanlar.
Akşam bittiğinde tevbe verilmeye başlanır. Yatsıya kadar devam eder tevbe. Tevbe alan vekilin yanına koşar.
Henüz vekilden talimatı alınca yatsı okunur. İçten okunan ezan insanı ruh alemine taşır.
Yatsıda bitince sultan evine doğru yol alır. Herkes ayağa kalkar ve O'nu uğurlar.
Sofiler artık talimatı uygulamak için biraz zamanın geçmesini beklerler.
Ve banyo sırasına girer sofiler. Banyoda suyun altına girenler bilirler. Yukarıdan akan suyla vücutları serinler.
Banyodan çıkınca konuşma orucuna başlanır. Etrafta hep işaretle anlaşan kişiler boy gösterir.
Sabah olunca herkes kalkar. Hemen,herkes avluya yönelir. Kimisi uykunun tesirindedir. Kimiside kalkıp teheccüt kılmaya başlamıştır bile.
Sultan kapıda görününce herkes ayağa kalkar. Uyuklayanların uykusu gider. Pür dikkat Sultan'a bakarlar
O'nun Rahmet pınarı kaynaklı gözlerini yudumlar, nazarlarını gözleriyle Ab-ı Hayat gibi içerler.
Seyda geldiğinde selam verir. Tevbeli olanlar selamı almak isterler fakat bir engel vardır boğazlarında.
Onlarda içlerinde depremler yaparcasına alırlar selamı. Ve sabah namazıda kılınır.
Sabah namazından sonra kimisi tesbihini çeker kimiside gecenin yorgunluğunu atmak için avluya yatar.
Sabah olduğunda artık ayrılma vakti gelmiştir. Hiç kimse ayrılmak istemesede uğurlar onları üç tane arşa yükselen minare.
Ve kendi kendine söz verir her ayrılan menzilden "nasipse seneye."