SU CİLT II

ALLAH dostu der ki;
Buradaki dost, ALLAH’ın seçtiği dost değildir.
Dost olarak yalnız ALLAH’ı seçmiş mânâsına gelen dosttur.
ALLAH’ın seçtiği dostun “BU DOST” ayağının altını öper.
Sorarım o din âlimi diye geçinen İslâm kisvesinde ki zâta;
Siz kimin dostusunuz?

HAKK’ın yanında, kendi kıymet ve makamınızı aramayınız.
HAKK’ın sizin yanınızda ki kıymetini arayın!
Çoğaltın, ölçün o zaman kıymetinizi anlarsınız.
İnsan, kendi değerinin hakikatını ALLAH’ın sesine kulak verdiği zaman anlar.
İnsan çok büyük bir mahlûktur.
Amma amması vardır.
Bunu söyleyemem!
Söylersem, söyliyebilirsem hepimiz utancımızdan yerlere girmek için birbirimizden kaçarız.

Kitabın 1. mukaddime cildinde suyu dudaklarınıza değdirdiniz.
Şimdi yudum yudum içmeye başlayın!
Birden bire içmeyin!
Sindire sindire olsun!
Niyâzımız bu kadar.

Hazırlayanlar.

Şunu unutma.
Haram diyoruz. Ne demektir.
Resûl-û Ekrem’in sünnetlerinden ayrılmaktır deriz.
ALLAH’ın emirlerini yapan,
Nehiylerinden kaçan,
Dünya ve nefis kayıtlarından kurtulan, cennet ve cehennem kayıtlarından kurtulmuş olur.
Geride bir parça yaratıldığı malzeme olan çamur kalır.
Çamur da aslına döner.
Ruh ise ALLAH’ın emir cümlesindendir.
ALLAH’ın yaktığı vücutta ki bir lem’ adır.
ALLAH’a döner.

Günahkarların, cehennem azabından kurtulmaları için yapılan şefaat bir parça çamur içindir.
O çamur HAKK emriyle Cebrail’in elinde yoğruldu.
En temiz nesnedir.
Tekrar iade ettiğin zaman onun tertemiz kalmasına çalışmak en büyük hünerdir.

Tasavvuf DERLER
Mutasavvıflar vardır.
Tasavvuf hakkında yazılmış kitaplar vardır.
Her telden bir ses.
Güzel sözler.
Tasavvuf ALLAH’ın bir sırrıdır.
İnsanın iç âleminde gizli bir sır deryası.
Öğretilmez. Öğrenilmez.
Târif edilemez. Ulaşılır. Varılır. Belki.
İşte o kadar.

Tasavvufî kitaplar vardır. Tasavvufî sözler vardır.
Tasavvufî cümleler vardır.
Bunlar yoktur.
Tasavvuf ulaşılan mânevî bir kemal, bir makamdır.
Yaşanır.
O ne târif edilir, ne söze, ne kelimeye gelir.
Bir perde arkasındadır.
Tasavvuf hakkında sual sormak bile abdesttir.
İnsanın iç âleminde varılan ve yaşanan bir haldir.
Su, bardağa konan ile anlatılmış olmaz.
Tasavvufî söz, ötenin lâkırdılarıdır.
Cesedi ile mekânda, gönlü ile sonsuzlukta olanların sözleridir.
İnsanın sonsuzluğa bakan gönül penceresinden kâinatı seyretmek makamıdır.
Yaşanan bir kemâl makamı.